T.C. Devleti'nin Kurucusu, Banisi Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Diyor ki; "BÜTÜN ÜMİDİM GENÇLİKTEDİR" Ve Türrk Gençliğine, "Benim doğum günümdür" de dediği, Milli Mücadelenin Anadolu'da örgütlü başlangıcı olan Samsun'a çıktığı günü bayram olarak armağan ediyor. Gençlerimiz başta olmak üzere, 19 MAYIS ATATÜRK'ü ANMA GENÇLİK ve SPOR BAYRAMIı'mız kutlu olsun...

Aura Nedir, Nasıl Değerlendirilmelidir?

aura

Doğada fizik bedeni olan her canlı ve hücreleri bir sisteme bağlıdır. Bu sistemler kan, sinir veya sindirim gibi dikey sistemler olabilir; kimyasal, biyokimyasal, elektriksel, elektromanyetik olabilir.

Fizik bedeni saran ve onunla kaynaşan ama kendi özelliklerini koruyan ve yayan elektriksel, elektromanyetik veya bioplazmik alana(sisteme) ışık beden ya da aura adı verilmiştir.

Aura; evrensel enerji alanının canlı ve cansız olanın etrafında yer alan parçasıdır. İnsan aurası ise, insanın enerji alanıdır ve insan bedenini sarar. Yani, insanda değişik şekillere bürünen bir enerji gerçekliği bulunur;

Araştırmacılar aurayı, 7 çeşitli katmana ayırmışlardır, bazen ‘bedenler’ diye isimlendiriliyor. Bunlar ardışık katmanlar halindeler ve birbirinden farkları titreşimleridir. Her bir katmanın kendi titreşimi vardır. Her bir üst katman bir altındakine göre daha ince maddeden ve daha yüksek titreşimden oluşmaktadır.

Anlaşılan şu ki; günlük hayatımızda duymaya alışık olmadığımız bir şey olan, yedi görülmeyen bedene sahibiz. Buna, görünen fizik bedeni sarıp sarmalayan ve onu dış faktörlerden koruyan bir kalkan diyebiliriz.

Aura katmanları; yer, form, yoğunluk, akıcılık işlevlerine göre tanımlanıyor.

Her aura katmanı farklı görünür ve kendi özel işlevlerine vardır. Auranın her katmanı  bir çakrayla bağlantıdadır. Yani ilk katman ilk çakra ile ikinci katman ikinci çakra ile vs.

 Auranın ilk katmanı – Esiri beden(esiri, enerji ve madde arasındaki bir haldir) ağ benzeri yapısı sürekli hareket halindedir, fizik bedenden 0,5-6 cm arasında değişen bir uzaklıktadır ve saniyede 15-20 devirle titreşir ve fiziksel işlev ve fiziksel duyarlılık yaratır. Fiziksel acıyı ve baskıyı hissetme işlevi vardır. İlk katman bedenin otomatizmi ve otomatik işlevleriyle ilişkilendirilir.

Auranın ikinci bedeni, yani esiri bedenden sonra gelen katman, ‘duygu bedeni’ olarak adlandırılır ve hislerle ilgili çalışır. Esiri bedenden daha sıvımsı bir yapısı vardır .Akıcı hareketleri olan ince titreşimlerden oluşan renkli bulutlar gibidir Kişinin duygu durumuna göre akışkanlığı ve rengi değişir .Olumlu duygular onu daha hareketli ve gök kuşağının bütün renklerini içinde taşır. Tabii ki depresif, negatif  duygular onu katılaştırır ve grileştirir..

Auranın üçüncü mental adı verilen bedeni,  duygu bedenin üstüdür ve daha da ince maddeden oluşur. Bütün bunlar zihinsel ve düşünce işlemlerle ilişkilendirilen bir yapıya sahiptir. Bu katman parlak ışık frekansı olarak fizik bedenin etrafını sarar ve kişi zihinsel çalışmaya yoğunlaştığında bu ışık daha parlak hale gelir. Fizik bedenden 8-22 cm kadar değişen bir mesafeye dek uzanır. Fikirlerinizin yapısını barındırır.

Dördüncü katman  18-35 cm bedenden dışa uzanır  sadece çocuğunuz, anne, babanız gibi yakınları sevmek değil,  daha yüksek sevgi enerjisini; tüm insanlığı sevmeyi sağlayan sevgiyi ifade aracıdır. Dördüncü boyut sevgi enerjisini hazmetmeye yardımcı olur.

Beşinci katman;  bedenden 18-70 cm kadar dışarı uzanır, daha çok bir fotoğraf  negatifine benzetilebilir. Hastalıklarda auranın birinci bedeni bozulunca onun eski haline gelmesi için ve fizik bedenin iyileşmesinde destek görev yapar. Yüksek irade. Bireysel iradeyle ilahi iradenin bütünleşmesinde rolü vardır. .

Altıncı düzey; göksel beden-olarak adlandırılır, bedenden uzaklığı 70 ile 90 cm.. Bu alan sayesinde ruhsal coşkuyu hissedersiniz. Evrenle bağlantıya- dua, derin düşünme/meditasyon yardımıyla geçtiğiniz alandır. Anlayış, kavrayış ve idrakle ilgilidir. İlahi sevgi ve insanı sevginin sınırlarını aşar ve tüm yaşamı kapsar. Yaşamı koruma ve besleme güdüsünü destekler. Ayrım yapmadan bütün yaşam formlarının Tanrının değerli tezahürleri olarak sevmeyi sağlar.

Yedinci katman veya ‘ketherik kozal’ düzey, bedenden 90-120 cm dışarıya uzanır ve  ruhsal ve fizik yapımız konusunu konuşmak, akıl yürütmek, bilme ve bütünlük bilinciyle ilgilidir. Yedinci bedenin diğerlerine göre kalın ve süngere benzer esnek bir yapısı vardır. Bunun sebebi fizik bedeni  yanlış enerji frekanslardan korumak ve onu dayanıklı yapmaktır.

Sözünü ettiğimiz aura tabakaların genel görevleri, görünen fizik bedeni(dış görüntümüzü) yanlış dalga boyutlarından koruyarak; fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal açılardan daha sağlıklı yapmaktır.

Fizik bedenini bu kadar iyi  savunan mekanizmaya rağmen hastalıklar çoğalıyor.

Sebebi, yaşadığımız negatif duygular, katı zihinsel kalıplarımız, mantık ağırlıklı düşünceler, korkular, kaygılar veya gelecek endişesi bu güzelim sistemi delerek, fizik bedenin hazmedemeyeceği, ona uygun olmayan düşük veya aşırı yüksek dalga boyutlarına maruz kalmasıdır. Bu ise hastalık demektir.

Kişinin daha kaliteli  yaşaması için, ilk önce farkındalığını yükselterek, kendisiyle barışık olması ve kendisiyle baş etmeyi öğrenmesi gerekir.. kişi önce “kendine uyanacak!”…

Not :

Batı Tıbbı uygulanan ülke ve toplumlarda alternatif tıp/tamamlayıcı tıp olarak yerleşen Doğu veya Çin tıbbı uygulamalarından mesela “akupunktur”, bu enerjinin sinirsel olduğundan ve insan bedeninde sürekli olarak tek yönlü aktığından söz eder. Ancak, ”…kimyasal ve biyokimyasal değişiklikler oluşturarak varlığını hissettirir ve insan bedeninin dış yüzünde cilt üzerinde akış yolları boyunca da kendini gösterebilir ki, bu akış yollarında, elektrik akımının geçmesine karşı daima daha az direnç mevcuttur” der.

Öte yandan; insan enerjinin yanı sıra, beyni ve fizik bedeni ile tüm olmaya kodlanmıştır ve öyle yönetilmektedir. Keza; beynin düşünce eylemi ile insan enerjisini etkilemek mümkündür. Düşünce ile enerji yoğunlaştırılıp, belli bir hedefe sevk edilebilir, belli bir amaç için kullanılabilir. Batıda ve Doğuda, bunu yapabilecek çeşitli teknikler, öğretiler geliştirilmektedir.

Billur Memmedli

Billur Memmedli (İsmailova); bu güne kadar sevdalı olduğu ve çok önem vererek, bu güne taşıdığı tamamlayıcı tıp yolculuğuna; 1973 senesinde, tıp biyolojisi bölümü öğrencisiyken para pskoiojiyle başladı .Akademik kariyerini Moleküler Biyoloji, doktorasını da Mikrobiyoloji dallarında yaptı. O yıllardan beri master olarak uygulamakta olduğu Reiki, Karuna Reiki ile biyoenerji, fitoterapi, akapunktur, renk terapi, kristal terapi, ,imgelemle teknikleri gibi tamamlayıcı tıp konularında; ve psikoterapi, psikoanaliz alanlarında halen de bilgilerini zenginleştirmeye davam etmektedir. Morsu adını verdiği bir kişisel gelişim merkezi vardır. Mirasımız Helogenetik Hafıza: Karanlıktan Sevgiye Yolculuk ve Kozmik Aile Düzeni kitaplarının yazarıdır.

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir yanıt yazın